Yapay zekayla üretilen fotoğraf ve videoların gerçeğinden ayırt edilmesi her geçen gün zorlaşıyor. Sosyal medyada son derece ince, kusursuz ve gerçek dışı görünümlere sahip yapay zekâ modellerinin çoğalması ise gençlerin kendilerini bu görüntülerle karşılaştırmasına yol açıyor.
“Yapay zeka olsaydı üzerimde korkunç etkisi olurdu”
Yeme bozukluğunu atlattığını belirten 19 yaşındaki Mia Perumal, yapay zekâ modellerinin özellikle gençler açısından ciddi risk oluşturabileceğini söyledi.
12 yaşındayken sosyal medya algoritmaları üzerinden zararlı içeriklerle karşılaştığını anlatan Perumal, yeme bozukluğu yaşadığı dönemde bugünkü yapay zekâ teknolojilerine erişimi olsaydı bunun kendisi üzerinde “korkunç bir etkisi” olacağını ifade etti.
Perumal, son bir yılda sosyal medyada çok zayıf yapay zekâ modellerinin arttığını belirterek, bu paylaşımların altında 12 yaşındaki kız çocuklarının “Hayalimdeki vücut, egzersiz programını paylaş, böyle görünmek istiyorum” şeklinde yorumlar yaptığını söyledi.
“Yeme bozuklukları mantığı dinlemiyor”
Gençlerin gördükleri görüntünün yapay zekâ ürünü olduğunu bilmesinin her zaman yeterli olmadığını belirten Perumal, “Bunun yapay zekâ olduğunu, gerçek olmadığını söylemek kolay. Ama yeme bozuklukları mantığı gerçekten dinlemiyor.” dedi.
Perumal, gençlere “Dikkatli olun, her şeyi sorgulayın” çağrısında bulundu.
Çocuklar da “kusursuz” görüntülerle karşılaşıyor
41 yaşındaki Kelly Watts ise 11 yaşındaki oğlunun internette karşılaştığı yapay zekâ karakterleri nedeniyle kendi bedenini gerçek dışı görüntülerle kıyaslamasından endişe ettiğini anlattı.
Watts, oğlunun henüz sosyal medya hesabı olmadığını ancak YouTube üzerinden de yapay zekâ içerikleriyle karşılaşabildiğini belirterek, “Hiç kimse ve hiçbir şey kusursuz değil. Onun mükemmel olmak zorunda olduğunu düşünerek büyümesini istemiyorum.” dedi.

Uzman: Kendimizi biyolojik olarak var olmayan görüntülerle karşılaştırıyoruz
Görünüm Araştırmaları Merkezi’nden psikoloji profesörü Phillippa Diedrichs, insanların doğal olarak kendilerini başkalarıyla karşılaştırdığını ancak dijital olarak üretilen görüntülerde bu durumun daha sorunlu hale gelebildiğini söyledi.
Diedrichs, “Sosyal medya ve dijital olarak oluşturulmuş görüntüler söz konusu olduğunda bunlar biyolojik gerçeklikte bile var olmuyor. Kendimizi karşılaştırıyoruz ve o standardın altında kaldığımızda kendi görünümümüzden şüphe etmeye ve olumsuz hissetmeye başlayabiliyoruz.” ifadelerini kullandı.
Yapay zeka mevcut güzellik kalıplarını tekrar edebiliyor
Diedrichs’e göre yapay zekâya özellikle çeşitlilik ve gerçekçilik yönünde komut verilmediğinde sistemler mevcut veri setlerindeki dar güzellik anlayışına yönelebiliyor.
Bu durumun farklı ten renklerine, cinsiyet kimliklerine ve ayırt edici fiziksel özelliklere sahip kişilerin daha az temsil edilmesine yol açabileceği belirtiliyor.
Öte yandan yapay zekânın bilinçli şekilde kullanılması halinde daha fazla beden ve görünüm çeşitliliği oluşturmak için de fırsat sunabileceği ifade ediliyor.
Yapay zeka modeli nasıl anlaşılır?
Uzmanlar, yapay zekayla oluşturulan kişilerde cilt dokusunun fazla kusursuz olması, gözenek ve lekelerin bulunmaması, gözler ile saç dokusundaki bazı ayrıntıların gerçek dışı görünmesinin ipucu olabileceğini belirtiyor.
Ancak teknoloji geliştikçe yapay zekâ görüntülerini gerçek fotoğraflardan ayırmanın giderek zorlaştığına dikkat çekiliyor.
Markalara tepki gerçek kişileri öne çıkarıyor
Moda sektöründe yapay zekâ modelleri ve gerçek modellerin dijital ikizleri de giderek daha sık kullanılmaya başladı.
Yapılan araştırmalarda tüketicilerin, bir modelin yapay zekâ tarafından oluşturulduğunu öğrendikten sonra görüntüyle duygusal bağlarının azaldığı görüldü. Bazı katılımcılar, daha az sayıda model kullanılsa bile gerçek insanları görmeyi tercih ettiklerini belirtti.
Kaynak: NationalTurk












