Habere geç
24 Eylül 2026 Perşembe 11:37
TOPLAM 7.027BUGÜN 77 GÜN 155YAYINCI 10
Medya Oluşum
DİJİTAL HABER PLATFORMU
WTS Yunanistan turları
Güncel

Kaşif Kozinoğlu dosyasında kritik soru: Gerçekten kalp krizinden mi öldü?

Kaşif Kozinoğlu’nun ölümüne ilişkin verilen fethi kabir kararı, 2011’de yapılan “doğal kalp krizi” değerlendirmesini yeniden tartışmaya açtı.

Kaşif Kozinoğlu dosyasında kritik soru: Gerçekten kalp krizinden mi öldü?
Kaşif Kozinoğlu’nun ölümüne ilişkin verilen fethi kabir kararı, 2011’de yapılan “doğal kalp krizi” değerlendirmesini yeniden tartışmaya açtı.

NationalTurk Özel Haber ÖZEL HABER / Eski MİT görevlisi Kaşif Kozinoğlu’nun Silivri Cezaevi’ndeki ölümüne ilişkin soruşturmanın yeniden hareketlenmesi, yıllardır cevapsız kalan soruları tekrar gündeme taşıdı. Fethi kabir kararıyla birlikte ölümün gerçekten doğal nedenlerden kaynaklanıp kaynaklanmadığı, zehirlenme veya üçüncü bir kişinin müdahalesinin bulunup bulunmadığı yeniden araştırılıyor. Süreci değerlendiren Avukat Emirhan Yiğit, gelişen adli tıp ve kriminal teknolojilerinin yalnızca ölüm nedeninin aydınlatılmasında değil, 2011’de yürütülen soruşturmanın yeterliliğinin sorgulanmasında da önemli rol oynayabileceğini anlattı.

Fethi kabir kararı Kaşif Kozinoğlu dosyasında neyi değiştirebilir?

Avukat Emirhan Yiğit:

“Fethi kabir kararı bize çok açık bir şekilde Kaşif Kozinoğlu’nun Silivri Cezaevi’nde doğal bir kalp krizinden öldüğü yönündeki önceki değerlendirmenin bugün yeniden sorgulandığını gösteriyor. Kozinoğlu gerçekten doğal nedenlerle mi hayatını kaybetti, yoksa ölümünde üçüncü bir kişinin müdahalesi var mıydı? Bu soruların yanısıra o günkü tıbbi müdahalenin zamanlaması, cezaevi koşulları ve ölüm öncesindeki süreç de yeniden incelenmesi gereken başlıklar arasında. O dönemde gündeme gelen zehirlenme ve müdahalede gecikme iddialarının da bugün somut deliller üzerinden yeniden değerlendirilmesi gerekiyor.

Adli tıp boyutuna gelirsek, 2011 yılının imkanlarıyla bugünün laboratuvar imkanları kesinlikle aynı seviyede değil. Mezar açıldığında ceset bütünlüğünün ve yumuşak doku örneklerinin büyük ölçüde korunmuş olduğu görüldü. Günümüz teknolojisi, geçmişte tespit edilemeyen bazı kimyasalların, toksik maddelerin veya bünyeye haricen verilmiş olabilecek ilaç kalıntılarının çok daha hassas yöntemlerle araştırılmasına imkan sağlıyor. Üstelik mezar çevresinden alınan örnekler de toksikolojik incelemelerde değerlendirilebilir. Bu gelişmeler ışığında vefatın biyolojik bir rahatsızlık mı yoksa harici bir müdahale sonucu mu gerçekleştiği hususu netlik kazanabilir.”

Eski ve faili meçhul dosyaların tamamı yeniden açılmalı mı?

“Açıkçası bütün eski dosyaları toptancı bir yaklaşımla yeniden açmak ne hukuken ne de yargının işleyişi açısından doğru ve gerçekçi olur. Burada asıl bakılması gereken, bugünün gelişmiş adli imkanlarıyla incelenebilecek somut ve araştırılabilir yeni bir delil veya ilk soruşturmada göz ardı edilmiş ciddi bir maddi olgu bulunup bulunmadığıdır.

Nitekim bu ihtiyaç devlet tarafından da görülmüş zaten. Adalet Bakanlığı bünyesinde Nisan ayında kurulan Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı bu nitelikteki dosyaların daha sistematik şekilde taranmasına yönelik çalışmalar yürütüyor. Yani mesele geçmişteki bütün dosyaları yeniden açmak değil elde somut bir veri bulunan, yeni teknik imkanlarla yeniden incelenebilecek veya ilk soruşturmada cevapsız kalmış ciddi noktalar bulunan dosyaları tespit etmek.

Bence doğru yaklaşım da tam olarak bu. Dosyanın kaç yıllık olduğundan ziyade, bugün yeniden araştırılmasını gerektirecek somut bir neden var mı, önce buna bakmak gerekiyor.”

Yeni teknolojiler yıllar önce kapanan bir dosyanın seyrini değiştirebilir mi?

“Bu yöntemler, yıllar önce çıkmaza girmiş bir soruşturmanın seyrini ciddi şekilde değiştirebilir. Özellikle DNA incelemelerinde bugün ulaşılan nokta çok farklı. Yıllar önce değerlendirilemeyen çok küçük bir biyolojik örnek, uygun koşullar varsa bugün yeniden incelenerek kimliklendirmeye imkan verebilir. Aynı şekilde eski kemik veya doku örneklerinden de yeni tekniklerle sonuç alınması mümkün olabilir.

İletişimin denetlenmesi ve dijital incelemelerde de durum aynı. Eskiden sadece yüzeysel olarak bakılabilen kayıtlar bugün HTS, baz verileri ve diğer dijital verilerle birlikte değerlendirilerek olay anındaki hareketliliğe ilişkin çok daha ayrıntılı bir tablo ortaya koyabiliyor. Kamera görüntüleri veya ses kayıtları da gelişmiş tekniklerle yeniden incelenebiliyor.

Ama burada bence önemli bir ayrım var: Yeni teknoloji tek başına suçluluğu sabit hale getirmez. Örneğin baz kaydı bir kişinin yaklaşık konumunu gösterebilir ama tek başına olay yerinde bulunduğunu kesin olarak ispatlamaz.

Burada asıl mesele farklı delillerin bir araya getirilmesi. Bazen yıllar önce tek başına anlam ifade etmeyen bir DNA örneği, bir telefon kaydı, bir kamera görüntüsü ve bir tanık beyanı bugün aynı zaman çizelgesinde birleştiğinde olayın bütününü çok daha net hale getirebilir.

Dolayısıyla yeni kriminal yöntemlerin en önemli katkısı sadece yeni delil bulmak değil, eski delilleri yeniden anlamlandırmak. Bence eski dosyalar açısından asıl farkı yaratan nokta da bu.”

Yeni deliller ilk soruşturmayı yürütenleri de gündeme getirebilir mi?

“Yeni deliller yalnızca olayın failine ulaşılmasını sağlamaz. İlk soruşturmanın nasıl yürütüldüğünün de yeniden sorgulanmasına neden olabilir.

Çünkü savcılığın görevi sadece şüphelinin aleyhine olan delilleri toplamak değil, lehine olan delilleri de araştırmak ve olayın gerçeğini bütün yönleriyle ortaya çıkarmaktır. Dolayısıyla zamanında toplanması mümkün olan bir delilin hiç araştırılmamış olması, önemli bir kamera kaydının neden dosyada bulunmadığının açıklanamaması veya mevcut bir delilin neden değerlendirilmediğinin ortaya çıkması, ilk soruşturmanın yeterliliği bakımından ayrıca incelenebilir.

Burada kamu görevlileri açısından da önemli bir ayrım var. Her eksik soruşturma ve süreçteki her hata tek başına ceza sorumluluğu doğurmaz. Ancak delillerin kasten gizlendiği, gerçeğe aykırı tutanak düzenlendiği veya bir kişinin ölümünü önleme konusunda hukuken yükümlü olan bir görevlinin bilinçli şekilde müdahalede bulunmadığı somut olarak ortaya konulursa, olayın niteliğine göre farklı ceza sorumlulukları gündeme gelebilir.

Kozinoğlu dosyasında da ölümün nasıl gerçekleştiği kadar, o gün bu sorunun cevabını bulmak için yapılan incelemenin yeterli olup olmadığı da bugün yeniden değerlendirilecektir.”

Kaynak: NationalTurk

Kaynak ve yayın bilgisi
NationalTurk

Türkiye ve Dünyanın en objektif gazetesi NationalTurk ile son dakika haberler ve gelişmeler, ilginç haber başlıklarını takip edin.

Yayıncının haberleri

Medya Oluşum Haber Arşivi

Güncel haberleri, analizleri ve yayın ağı içeriklerini tek aramada bulun.

7 haber
bugün
155 haber
son 7 günde
7.027 içerik
arşivde
Canlı haber arşivi

Medya Oluşum’da ara

Medya Oluşum yayın ağındaki tüm haberlerde arayın.