11 Eylül’ün tek Türk kurbanı: Zühtü İbiş’in 103. katta yarım kalan hayatı
11 Eylül 2001 sabahı New York’taki Dünya Ticaret Merkezi’nin Kuzey Kulesi’nde binlerce kişi sıradan bir iş gününe başlamıştı. Kulenin 103. katında bilgisayar alanında çalışan 25 yaşındaki Zühtü İbiş de onlardan biriydi.
Yozgat’ın küçük bir köyünden başlayan hayatı onu dünyanın merkezlerinden birine, Manhattan’ın gökyüzüne uzanan İkiz Kuleleri’ne kadar getirmişti.
Yıllarca uğruna çalıştığı Amerikan rüyasını gerçekleştirmeye çok yaklaşmıştı. Bir eşi, iki yaşında bir oğlu, New Jersey’de bir evi ve istediği yerde yaptığı bir işi vardı.
Fakat 11 Eylül sabahı yaptığı kısa bir telefon görüşmesi Zühtü İbiş’in ailesinin ondan duyduğu son sözler olacaktı.
İbiş, saldırılarda hayatını kaybeden tek Türk vatandaşı olarak tarihe geçti.

Hikâye Yozgat’ın Sarıyaprak köyünde başladı
Zühtü İbiş, 23 Ekim 1975’te Yozgat’ta dünyaya geldi. Ailesinin kökleri Sarıyaprak köyündeydi.
Babası 1984 yılında Amerika Birleşik Devletleri’ne yerleşmişti. Zühtü ise lise yıllarının ardından 1993’te, henüz 18 yaşındayken babasının yanına gitmek üzere Amerika’nın yolunu tuttu.
Yeni hayat kolay başlamadı.
Amerika’ya geldiğinde İngilizce bilmiyordu. Bir yandan dil öğrenmeye ve eğitimine devam etmeye çalışırken diğer yandan geçimini sağlamak zorundaydı.
Pizza dağıttı, babasının benzin istasyonunda çalıştı. North Brunswick’te teknik eğitim aldı. Amerika’ya yeni gelmiş genç bir göçmen için Manhattan’daki büyük şirketlerden birinin kapısını açtırmanın tek yolu çok çalışmaktı.
Ve Zühtü çalıştı.
Hayali New York’ta çalışmaktı
Zühtü’nün hedefi yalnızca Amerika’da yaşamak değildi.
New York’ta, şehrin merkezinde çalışmak istiyordu.
Bir süre sonra finans şirketi Cantor Fitzgerald için yürütülen geçici bir bilgisayar projesinde çalışma fırsatı buldu. Projenin ardından performansı beğenildi ve şirket tarafından kalıcı olarak işe alındı.
Böylece yıllardır kurduğu hayallerden biri gerçekleşmişti.
Artık iş yeri, New York’un sembollerinden Dünya Ticaret Merkezi’nin Kuzey Kulesi’nin 103. katındaydı.
Cantor Fitzgerald’ın ofisleri kulenin en üst bölümlerinde bulunuyordu. Şirketin Zühtü İbiş için hazırlanan anma kaydında görevi “Customer Distributions” departmanında gösteriliyor. Meslektaşları ise onu çalışkan, dürüst ve yetenekli biri olarak hatırlıyordu.
103.kattaki ofisinin manzarası Zühtü için ayrıca anlamlıydı.
Eşi Leyla’nın yıllar sonra anlattığına göre Zühtü, ofisinin penceresinden New Jersey tarafına bakabiliyor ve evlerinin bulunduğu yönü görebildiğini söylüyordu.
Manhattan’a ulaşmak için yıllarca çalışmış genç adam artık kelimenin tam anlamıyla New York’un üzerinde çalışıyordu.
Çocukluk aşkı Leyla ile evlendi
Amerika’daki hayatında gerçekleştirdiği tek hayal kariyeri değildi.
Zühtü ile Leyla Uyar birbirlerini Türkiye’deki okul yıllarından tanıyordu. Zühtü Amerika’ya gittikten sonra ilişkileri devam etti.
1996 yılında evlendiler.
Çift New Jersey’nin Clifton kentinde yaşamaya başladı. 1999’da oğulları Mert dünyaya geldi.
Zühtü İbiş Cantor Fitzgerald için hazırlanan anma sayfasında, oğluna neden “Mert” adını verdiğine ilişkin de özel bir ayrıntı bulunuyor. Arkadaşlarının anlatımına göre bu isim onun oğlunda görmek istediği güç, cesaret, onur ve dürüstlük gibi değerleri temsil ediyordu.
11 Eylül 2001 sabahına gelindiğinde Mert henüz iki yaşındaydı.
Saat 08.46: Uçak Kuzey Kulesi’ne çarptı
11 Eylül Salı sabahı Zühtü İbiş, New Jersey’deki evinden çıktı ve her zamanki gibi Manhattan’a giderek işine başladı.
Saat 08.46’da, kaçırılan American Airlines’ın 11 sefer sayılı Boeing 767 tipi yolcu uçağı Dünya Ticaret Merkezi’nin Kuzey Kulesi’nin 93 ile 99’uncu katları arasına çarptı.
Zühtü İbiş 103. kattaydı.
Uçak kendisinin bulunduğu katın altında kuleye girmişti ancak çarpışma tüm kaçış yollarını yok etmişti. ABD Ulusal Standartlar ve Teknoloji Enstitüsü’nün daha sonra yaptığı incelemeye göre Kuzey Kulesi’nde çarpma bölgesinin üzerinde bulunan insanlar için kullanılabilir bir tahliye yolu kalmamıştı.
Fakat o dakikalarda yukarıdaki insanların aşağıda yaşanan felaketin büyüklüğünü bilmeleri mümkün değildi.
Zühtü de ilk anda binaya küçük bir uçağın çarptığını düşünüyordu.

Eşine son telefonu: “Merak etme”
Çarpmanın ardından Zühtü İbiş telefonu eline aldı.
Aradığı kişi eşi Leyla’ydı.
Ona binaya bir uçağın çarptığını ancak bulunduğu kata çarpmadığını söyledi. Yardım ekiplerinin geldiğini ve aşağıya indirileceklerini düşünüyordu.
Konuşmanın sonunda eşini rahatlatmaya çalıştı:
“Merak etme, seni sonra ararım.”
Telefon kapandı.
Zühtü ile Leyla bir daha konuşamadı.
Saatler 10.28’i gösterdiğinde Kuzey Kulesi, uçağın çarpmasından 102 dakika sonra çöktü.
Zühtü İbiş henüz 25 yaşındaydı.
Kardeşi New York sokaklarında onu aradı
İbiş ailesi ise uzun süre Zühtü’nün kurtulmuş olabileceğine inandı.
Kardeşi Mehmet İbiş saldırının haberini aldıktan sonra New Jersey’den New York’a ulaşmaya çalıştı. Yollar kapalıydı, Manhattan çevresinde büyük bir kaos yaşanıyordu.
Kurtulanların getirildiği bölgeleri dolaştı.
Yıllar sonra o günü anlatırken, üzerleri tozlarla kaplanmış insanların arasındaki her kişiyi bir an için ağabeyine benzettiğini söyledi.
Aile hastaneleri ve yaralı listelerini takip etti.
Fakat Zühtü İbiş yoktu.
Arama günlerce sürdü. Yetkililer daha sonra kimlik tespiti yapılabilmesi için aileden Zühtü’ye ait DNA örneklerinin elde edilebileceği kişisel eşyalar istedi.
Yıllar önce çıktığı köyüne geri döndü
Zühtü İbiş’in kalıntılarının bir kısmı enkaz çalışmalarında aylar sonra tespit edilebildi.
Ailesi bulunan parçaları teslim aldı ve Zühtü’yü doğduğu topraklara götürme kararı verdi.
Amerikan rüyasının peşinden gitmek için genç yaşta ayrıldığı Yozgat’ın Sarıyaprak köyüne bu kez son yolculuğu için döndü.
Burada toprağa verildi.
New York’taki 11 Eylül anmalarında ise adı saldırılarda hayatını kaybeden diğer kurbanlarla birlikte okunmaya devam etti. Resmî anma kayıtlarında “ZUHTU IBIS” adı bugün de yer alıyor.
Geride iki yaşındaki Mert kaldı
11 Eylül olduğunda Zühtü İbiş’in oğlu Mert yalnızca iki yaşındaydı.
Yıllar geçti.
Zühtü’nün kardeşi Mehmet İbiş 2016 yılında yaptığı açıklamada, yeğeninin büyüdükçe babasına hem karakter hem de çalışma azmi bakımından daha fazla benzediğini anlatıyordu.
Ailenin umudu, Mert’in babasının yarım kalan hayallerini sürdürmesiydi.
Zühtü İbiş’in hikâyesi bu yüzden yalnızca 11 Eylül’de hayatını kaybeden tek Türk vatandaşının hikâyesi değil.
Yozgat’ın Sarıyaprak köyünden çıkıp 18 yaşında hiç bilmediği bir ülkeye giden; dil öğrenen, pizza dağıtan, benzin istasyonunda çalışan, eğitimini sürdüren ve sonunda New York’un en yüksek binalarından birinin 103. katındaki ofisine ulaşan genç bir adamın hikâyesi.
Hayalini gerçekleştirmişti.
11 Eylül 2001 sabahında ise ailesini endişelendirmemek için telefonda söyleyebildiği son şey çok basitti:
“Merak etme.”
NationalTurk Analiz
11 Eylül günü neler yaşandı – Video
Kaynak: NationalTurk












