Seni ne çok sevdik Beşiktaş

Eski bir fotoğrafın kenarında, unutulmuş bir maç görüntüsünde, Kapalı’dan yükselen çatallı bir seste, Süleyman Seba’nın ölçülü bir cümlesinde, Baba Hakkı’nın fotoğraftan bile dimdik duran bakışında ya da çocukken ilk kez gittiğin maçın, yıllardır açılmamış bir sandıktan yükselen o tanıdık kokusunda belirir Beşiktaş.

Bir anda geçmişin kapısı aralanır. Zaman geriye doğru yürür, unutulduğunu sandığın sesler yeniden kulaklarında çınlar, yüzler birer birer hafızana döner. Ve anlarsın ki Beşiktaş, yalnızca yaşanmış bir zamanın değil, yaşayamadıklarımızın da hafızamıza kazındığı bir hayatın adıdır.
Beşiktaş biraz da budur, söylendikçe eskimeyen, her dönüşünde yüreğin başka bir yerine dokunan canlı bir hafıza. Onu yalnızca bugünüyle değil, geçmişin içimizde bıraktığı tortuyla da severiz. Kazandıklarımız kadar kaybettiklerimiz de bu sevdanın içindedir.
Belki de bu yüzden Beşiktaş bazen pakette kalan son sigara gibidir, en zor gecede saklanan, bitirmeye kıyılmayan, karanlık çöktüğünde elin kendiliğinden aradığı bir teselli. Fakat bu benzetmenin de ötesinde, insanın kendinden bile sakladığı son inançtır, ne olursa olsun elinden bırakmadığı, kırıldığında bile dönüp yeniden sarıldığı.
Eski İnönü’nün taşlarına sinmiş o soğuğu özleriz. Kış rüzgarının yüzümüzde bıraktığı keskinliği, bayrakların gökyüzünü siyah ve beyaza ayırdığı günleri, geceye karışan tezahüratları, maç bittikten sonra bile kulaklarımızdan çekilip gitmediği zamanları özleriz.
Bir zamanlar yanımızda oturanları, birlikte sevindiğimiz dostları, aynı atkının altında ısındığımız insanları da hatırlarız. Bazılarının sesi hala tezahüratların arasından gelir gibi olur. Bazılarının yeri ise bütün kalabalığa rağmen boş kalır.
Dolmabahçe’den yükselen ses hiç susmasın.
Efsane Kapalı’nın hatırası, yeni gelenlerin yüreğine emanet edilsin. Kaybettiklerimizin isimleri, tezahüratların arasında görünmez bir bayrak gibi dalgalansın.
Biz de ne kadar kırılırsak kırılalım, ne kadar uzaklara savrulursak savrulalım, içimizdeki siyah beyaz aşkı hiç kaybetmeyelim.
Ağaçlı Yola,
Dolmabahçe’ye,
O siyah beyaz sevdaya,
Çocukluğumuzun kapısına,
Ve içimizden geçen o tek cümleye,
“Seni ne çok sevdik Beşiktaş,,,”
Süleyman Korkmaz
Süleyman Korkmaz: Basketbol’daki gibi bir Beşiktaş arzu ediyoruz
Kaynak: Beşiktaş Postası



