Habere geç
7 Eylül 2026 Pazartesi 15:37
TOPLAM 6.576BUGÜN 57 GÜN 170YAYINCI 10
Medya Oluşum
DİJİTAL HABER PLATFORMU
WTS Yunanistan turları
Spor

Beşiktaş, İsmail Kartal, İrfan Can ve Kerem

NationalTurk yorumcusu Müslüm Gülhan'ın bu haftaki "Beşiktaş, İsmail Kartal, İrfan Can ve Kerem" başlıklı yazısı;

Beşiktaş, İsmail Kartal, İrfan Can ve Kerem

Fenerbahçe’nin sorunu, küresel ölçekte oyuna sahip futbolu yöresel ölçekte bakan yerli bir antrenöre ve yerli futbolculara sahip olmasıdır. Bunun temeli maalesef Ali Koç tarafından atıldı. Mert Hakan bunun en belirgin temsilcisiydi. İsmail Kartal da o dönemde bu kısır döngü içerisinde kalmayı tercih ederek çalıştı.

Maçın analizini yaparken oyunun ayrıntılarında önemli olanları belirlemek ve belirtmek, sanırım daha dürüstçe bir yaklaşım olur.

Beşiktaş, oyunu bütün olarak oynayarak, sistemin gerekli kurgusu içerisindeki görev tanımlarını harfiyen yerine getiren bir ekip olarak futbol oynadı. Rakip analizi ve oyun içerisindeki ikili eşleşmelerin tamamına çalışarak geldiği, maç boyunca net bir şekilde görüldü. Topa sahip olma oranları eşitken, kaleye atılan şutlarda 16-9’luk üstünlüğü ve kaleyi bulan şutlarda 6-2’lik fazlalığı, böyle bir deplasman için önemli ayrıntılardı.

Diğer önemli ayrıntı ise Fenerbahçe’nin bu şutların 6’sını ceza sahası dışından atması, iç sahada ceza alanının içine girememesi ve buna karşılık Beşiktaş’ın şutlarının 9’unu ceza sahası içerisinden atmış olmasıydı.

Pozisyon üretmede Beşiktaş’ın Fenerbahçe’ye göre daha başarılı olması, zaten skora da yansımasını kaçınılmaz kılmıştı.

İlk yarısı berabere biten maçta sayısal veriler birbirine yakındı. Fakat ikinci yarıda İsmail Kartal, ilk yarıda kötü performans gösteren İrfan Can’ın yerine — belki İsmail’in oyuna girmesi gerekirken — daha kötü performans gösteren Kerem’i alınca maçın dengesi büyük oranda Beşiktaş lehine değişti.

Orta alandaki üçlü eşleşmelerde Beşiktaş üstünken, İsmail Kartal, Mourinho’nun hediyesi Kerem’i oyuna alarak orta üçlüyü 3’e 2 hâline getirdi ve oyunu tamamen Beşiktaş’ın kontrolüne verdi. Üstelik hücum oyunu içerisinde oyuncu fazlalığına rağmen pozisyon üretemeyen Fenerbahçe, İsmail Kartal, İrfan Can ve Kerem üçlüsünün verdikleri kararlar neticesinde maçın kaybedilmesine neden oldu.

Daha önce İsmail Kartal ile ilgili düşüncelerimi yazdığım için ayrıntıya girmeyeceğim.

Fakat küresel oyun olan futbolun 10+4 kuralına rağmen — yani küresel ölçekte oyuncular transfer edilmesine rağmen — yerli ölçekte bir düşünce tarzına sahip insanlar tarafından yönetilmesi ve bu yerli düşünce tarzına sahip insanların yine kendi alt segmentlerindeki yerlilerle iş birliği yaparak küresel ölçekteki oyunu tamamen mahallî bir içeriğe dönüştürmelerini anlamak mümkün değil.

Fenerbahçe kadrosuna bakın. Oyuncu profillerinin üstünlüğünün sahada oyunun taktiksel bütünlüğüne dönüştürülmediği zaman nasıl sıradanlaştığına ve sıradan bir takım hüviyetine dönüştüğüne şahit oluyoruz.

Bu, tesadüfen olan bir şey değil. Hem siyasi hem yönetimsel hem de oyuncu profilleri üzerinden kaçınılmaz olarak tek bir anlayışın hâkimiyetinde olunmasının acılarının yaşandığını görmemek mümkün değil.

Futbol, kültürlerin birbirine geçiş kurgusuna sahiptir. Hangi dinden, dilden veya ırktan olursa olsun hiç kimse bir ayrıcalığa veya mağduriyete maruz kalamaz. Futbol, bunları birleştiren ve saygınlık kazandıran bir içeriğe sahiptir.

Yerli oyuncular ile İsmail Kartal’ın ilişkisinin mahiyeti ne olursa olsun, futbol skor, istikrar ve sürdürülebilir başarıya endekslidir. Bunu başarmak ise evrensel etik ve kültürel değerlere sahip olmakla gerçekleşir.

Bir mahalli mantığının hâkimiyetinde oluşan bu kurgunun küresel ölçekteki futbolda bir karşılığının olması düşünülemez.

Bunların hepsini bu maç içerisinde net bir şekilde gördük.

Fenerbahçe kadrosu ile İsmail Kartal’ın uyumsuzluğu ile İrfan Can ve Kerem’in bu takım ve küresel ölçekteki oyun ile uyumsuzluğunu net olarak görürken, Beşiktaş takımının oyun bütünlüğü ile antrenör Vincenzo Italiano’nun uyumunu; set oyunlarındaki kurgu ile geçiş oyunlarındaki yarı alan ve bölgesel oyunların başarısını net bir şekilde gördük.

En önemli ayrıntı ise oyun içerisinde taktiksel plana bağlı kalınarak mevki yeteneklerinin oyuna katkısının pozitif yönde olması ve bunun skora ve maça doğrudan etki etmesiydi.

Geçen hafta Fatih Tekke ile ilgili yazdığım yazıdaki ayrıntılar ve farklılıklar, İsmail Kartal için de geçerlidir.

Bu ölçekte futbolu yönetmek sadece antrenör olmakla mümkün değildir. Entelektüel bir donanıma ve yabancı kültürleri yönetebilecek bilgiye sahip olmak da gereklidir. Çünkü işiniz insan ve yönetmekle ilgilidir…

İşe bir vizyon katmak ve bir işletme modeli kurarak dışarıyı da yönetebilmek, çok farklılık yarattığı gibi başarıyı getiren unsurları da içerisinde barındırır.

Fenerbahçe’nin sorunu, küresel ölçekte oyuna sahip futbolu yöresel ölçekte bakan yerli bir antrenöre ve yerli futbolculara sahip olmasıdır.

Bunun temeli maalesef Ali Koç tarafından atıldı.

Mert Hakan bunun en belirgin temsilcisiydi. İsmail Kartal da o dönemde bu kısır döngü içerisinde kalmayı tercih ederek çalıştı.

Müslüm Gülhan – NationalTurk

Kaynak: NationalTurk

Kaynak ve yayın bilgisi
NationalTurk

Türkiye ve Dünyanın en objektif gazetesi NationalTurk ile son dakika haberler ve gelişmeler, ilginç haber başlıklarını takip edin.

Yayıncının haberleri

Medya Oluşum Haber Arşivi

Güncel haberleri, analizleri ve yayın ağı içeriklerini tek aramada bulun.

5 haber
bugün
170 haber
son 7 günde
6.576 içerik
arşivde
Canlı haber arşivi

Medya Oluşum’da ara

Medya Oluşum yayın ağındaki tüm haberlerde arayın.