Esnaf kültürü, çıkış sürecindeki tanımına göre, ticaretin yalnızca alım satımdan ibaret olmadığını savunan, dürüstlük, yardımlaşma, güven ve emeğe saygı gibi ahlaki değerler üzerine kurulmuş köklü bir yaşam felsefesiydi.
Ama…
Süreç bir yozlaşma içindedir. Yozlaşmanın kökeni de güncel esnaf kurgusunda saklı.
Çünkü bizdeki sermayenin burjuvazi kültüründen değil, esnaf kültüründen gelmesi nedeniyle verilen kararlar üzerinden yaşanan çarpıklıkların kökenini bilmekte yarar var.
Şu burjuvazi kültürüne bir bakarsak, farkı çok net anlarız. Burjuvazi kültürü, üretim araçlarına sahip olan, gücünü sermayeden, ticaretten ve eğitimden alan kentli üst-orta sınıfın oluşturduğu yaşam tarzı, değerler ve sanat anlayışıdır. Özel mülkiyetin kutsallığı bu kültürün temelini oluşturur. Aslında taraf bir sınıf tanımıdır.
Bugün gelinen noktada ise geleneksel esnaf kültürü, oluşamayan burjuvazi kültürünün yerini alarak, modern ekonomik sistemlerin getirdiği baskılar, tüketim toplumunun dinamikleri ve derin sosyoekonomik dönüşümler nedeniyle ciddi bir kültürel ve ahlaki yozlaşma ile karşı karşıyadır. Ahilik teşkilatının dürüstlük ve dayanışma odaklı temel ilkeleri, yerini büyük ölçüde vahşi rekabet ve kısa vadeli kâr odaklı yaklaşımlara bırakmıştır.
Bu yozlaşmanın yansımaları maalesef ticaretten sonra futbolda da yaşandığı için bu ayrıntıya takılmakta yarar var. Çünkü başkanların konumlarını netleştirmeden, aldıkları kararların dayanağını bilmeden doğru değerlendirme yapmak zor olur.
İşte iki başkan ve iki hocaya karşı tutumları…
Samsunspor başkanı ve Fenerbahçe başkanı…
Hatırlarsınız, Thomas Reis, 2024-25 sezonunda kulübün transfer yasağı olmasına rağmen büyük bir başarı yakalayarak takımı Süper Lig üçüncülüğüne taşımış ve 27 yıl aradan sonra Avrupa kupalarına – UEFA Konferans Ligi’ne götürmüştü. Ancak Futbol Direktörü Fuat Çapa’nın açıklamasına göre Şubat 2026’da son 10 maçtaki oyun gerilemesi gerekçe gösterilerek yolların ayrılmasına karar verildi.
Gerçi Fuat Çapa burada sürecin başarısını kendilerine, özellikle de başkanına yontarken, ihaleyi Thomas Reis’e bırakmıştı. Ayrıca bu işleri yapan Fuat Çapa da bir teknik direktör, acı ama gerçek…
Thomas Reis Samsunspor’da 72 maça çıkmış ve 1,68 puan ortalamasıyla başarılı bir grafik çizmiştir. Avrupa Kupası’nda da çıktığı 8 maçta 12 puan toplamış ve 1,5 ortalamayla yine orada da iyi bir performans göstermiştir.
Ama gelmek istediğim yer başka: Thomas Reis kendi prensipleri üzerinden bir oyun şablonu oluşturmuştu. Ve bunu taktiksel bütünlük içinde sahada çok rahat belli ediyordu. Oyuncuların nasıl oynaması gerektiğini çok iyi bildiğinden ve oyuncuların da buna ihtiyacı olduğundan – Türkiye’de bu tip prensipler üzerinden oyun oynatan antrenör bulmak zor – buna sahip çıkarak, taktiksel sadakat ve disiplinle görev tanımını yerine getirirken, oyunun kendi gelişmelerine katkı yapacaklarından da çok eminlerdi. Nitekim öyle oldu…
Ama başarıyı kullanacak sadece başkanlar olmaları gerektiğinden, Reis çok öne çıkıp takdir topladığı için yukarıda rahatsızlık yarattı.
O, “parayı ben veriyorum” repliği yok mu? Çok tehlikeli…
Bu başarının cezalandırılmasıydı.
Bir de başarısızlığın sahiplenilmesi diye bir çarpıklık var. İşte Fenerbahçe ve Aziz Yıldırım bu noktada…
Burada da “ben ne dersem o olur” kurgusu var.
Öyle, “benim haberim olmadan istifa etmek olmaz” denilen bir noktada, olay tamamen kişiselleştirilerek, kurumsal yapının üstüne çıkmıştır. Burada kulüp çıkarları veya hangi vadeli olursa olsun kulüp beklentilerinin başarı ve istikrar üzerinden bir sürece yönelmesi diye bir şey söz konusu değildir.
Hâlbuki İsmail Kartal bir kolaylık sağlamıştı. Fenerbahçe’nin geleceğine ve milyonların başarı beklentisinin karşılanmasına yönelikti. Başkanın bunu iyi okuması gerekirdi. Bu noktada, öznelleştirilen süreç, amacından koparılarak iki kişiye indirgenmiş ve sonuçta, İsmail Kartal ‘Fenerbahçe’nin evladı’ ve başkan da haliyle ‘baba’ moduna girerek, olay gerçeklerinden koparılıp başka bir duygusal saplantı içine sokulmuştur.
Biz bu abi, evlat, baba, imparator saplantılarından bir türlü kurtulup profesyonel anlamda bir meslek tanımı içinde kalamıyoruz. Bu ajitasyonlar başarıyı tetikleyen değil, aksine, başarısızlığa zaman kazandıran argümanlar haline gelmiştir.
Antrenör veya başkan ne baba, ne abi, ne imparatordur. Milyonlara hitap eden bir camianın süreli görev alan kişileridir. Profesyonel içeriğe sahip hizmet odaklı bir bakış açısı geçerlidir ve başarı üzerine kurgulanır. Antrenör için şampiyonluk başarı odaklıyken, başkan için doğru ve dürüst yönetim ile tarihsel ilkelere bağlı bir sadakat ilkesi üzerinden kurumsal tavırları alması beklenmektedir.
Küresel ölçekte alan olan futbolda yöresel ölçekte tavırlar anlaşılmadığı gibi, futbola da kulübe de zarar vermektedir.
Umarım Trabzonspor Thomas Reis ile ne için anlaştığını bilerek sahip çıkar.
Müslüm Gülhan – NationalTurk
Kaynak: NationalTurk












